Tüm yazılar
5 dk okuma

Güvenlik Paradoksu: Palantir, Gözetim ve Korkunun İnşa Ettiği Sistemler

Bir sistemi kötülerken sadece düşmanımız olduğu için mi kötülüyoruz? Palantir'in arkasındaki mantık, gözetim teknolojileri ve Türkiye'deki güvenlik meselesi üzerine rahatsız edici sorular.


Size birkaç soru.

Şu an Türkiye'de güvenlik var mı? Dışarıda yürürken içiniz rahat bir şekilde mi yürüyorsunuz? İçten içe bir tür güvenliğin var olabileceğini düşünüyor musunuz? Aklınızda bir şeyler var mı bunun için, yoksa bu durumu kabullenmiş bir şekilde hayatınıza devam mı ediyorsunuz?

Peki böyle bir sistemin var olamayacağını mı düşünüyorsunuz?


Palantir Paradoksu

Birçoğunuz Palantir şirketini eleştiriyorsunuz, biliyorum. Evet, ben de bunu eleştiriyorum.

Evet, eleştiriyoruz — çünkü bu şirket bizim tarafımızda değil. Karşı tarafta. İnsanları hedef olarak görüyorlar, yani bizim tarafımızdaki insanları. Başlarında İsrail yanlısı bir adam var: Alex Karp. Nefret ediyoruz hep beraber bu adamdan, değil mi? Ne olursa olsun Batı dünyasını savunacağını söyleyen bir adam ve onun mükemmel bir şekilde işleyen sistemi.

Bilgileri topluyor, analiz ediyor ve bunların sonucunda düşmanın neler yapabileceğini önceden görüyor. Sonucunda saldırı düzenleniyor vesaire.


Bir Düşünce Deneyi

Şimdi şöyle düşünmenizi istiyorum: Bu adam bizim tarafımızda olsaydı ne olurdu?

Ne olursa olsun Müslüman insanları destekleyeceğini söylüyor ve Batı tarafını kötülüyor olsaydı. Şimdi bu kişi hakkındaki düşünceleriniz neler?

Daha iyimser oldunuz, değil mi?

"Hmm, fena olmazdı aslında. Çok iyi, çok zekice düşünülmüş bir sistem. Baksana adam, biz uyurken bile uyanık olan bir güvenlik sistemi kurmuş. Biz insanların bile düşünemeyeceği şeyleri düşünen, göremeyeceği şeyleri gören bir yazılım geliştirmişler."

Derdik, değil mi? Evet, ben olsam öyle derdim.


Burada Bir Paradoks Var

Bir şeyleri kötülerken sadece düşmanımız olduğu için kötülemek ve o sistemi lanetlemek doğru mu?

Sizce de adam kendince haklı değil mi? Doğduğu toprakları korumak istemesi ve insanlarını güvende tutmak istemesi kadar normal ne olabilir?

Burada yanlış anlaşılmasın — ben adamı savunan bir yazı yazmıyorum. Sadece onun gözünden bakmaya çalışıyorum ve bizim ülkemiz için böyle bir sistemin var olabilme ihtimalinin güzelliğini düşünüyorum.


Bir Senaryo

Şöyle bir şey düşünün:

Siz yolda gidiyorsunuz ve etrafta kimseyi rahatsız etmeyen kameralar var. Bu kameraların varlığını bile çoğu zaman unutuyoruz — onlara direkt bakmazsak orada olduklarını bile fark etmiyoruz.

TC vatandaşı olan herkesin devlet tarafından bir sisteme yüz ve parmak izi olarak kayıt edildiği bir sistem var. Yani hepimizin yüzü ve parmak izi sonuçta burada veri olarak saklanıyor.

Şimdi geri dönelim yürüyüşümüze.

Dışarıdaya devlet tarafından her yere, her sokağa, her AVM'ye, her ormana yerleştirilen kameralar sayesinde oradaki insanların kim olduğu anlaşıldığını varsayalım. Sistem kameradan yüzünü görüyor ve bu yüz sistemde kayıtlıysa, sistem herhangi bir uyarı vermiyor. Ülkemize gelen turistler de sistemden geçiyor ve turistler de kayıtlı olduğu için herhangi bir uyarı vermiyor.

Bu sistem sayesinde suç işleyen insanların kaç saniye içerisinde bulunabileceğini hayal edin.

Sistem yüzü gördüğü an uyarı vererek konumdaki tüm polisleri hemen harekete geçirirdi. Ve bir de bu kameraların yapay zeka ile eğitilmiş setler ve termal lenslerle donatılmış olduğunu varsayarak; üzerinde silah, kesici alet gibi şeyleri olan kişiler tespit edildiğinde yine polis sistemine haber verdiğini düşünün.

Bu şu demek oluyor: Sokaklarda yüzü sisteme kayıtlı olmayan herhangi bir canlı anında polise bildirilirdi ve suçu olan, aranan kişiler hemen polis tarafından tutuklanabilirdi.


"Ama Mahremiyetimiz!"

Şimdi bu yazıyı okuduğunuzda diyeceksiniz ki:

  • "Ama mahremiyetimiz kalmadı"
  • "Özel hayatımız kalmadı"
  • "Verilerimize ne olacak"

Günümüzde insanların bir siteye girdiğinde veya bir uygulama kullanırken veya bir telefon markasının kendisini karşısına çıkardığı "Gizlilik Anlaşması" uydurmasına tıkladığında içlerinin rahat etmesi kadar aptalca bir şey yok.

Sizler o verileri onların eline vermediğinizi mi sanıyorsunuz?

Android telefon kullanıyorsunuz ve tüm resimlerinize onların erişemediğini mi düşünüyorsunuz — sırf bir HTML veya bir Android kodu size bir yazı tıklattı diye?

Apple iCloud sizce sizin tüm verilerinize erişemiyor mu sanıyorsunuz? Adı üstünde, bunlar bulut sistemleri ve bu bulut sistemleri onların veri merkezlerinde saklanıyor. Ve bunları kullanarak günümüzde yapay zekâları eğitiyorlar.


Gerçek Şu Ki

Günümüzde telefonu olmayan yok. Ve bu telefon sizin cebinizde olduğu sürece tüm veriler onların elinde. Artık bir kere o telefonu kullandıysanız, siz o sisteme kayıt edildiniz ve tüm verileriniz onların elinde.

Hatta parmak izleriniz bile.

Çünkü parmak iziyle ekran açma kullanıyorsunuz. Face ID kullanıyorsunuz. Bu şekilde de artık yüzleriniz onların elinde.

Burada anlatmak istediğim şu: Amerika tüm dünyanın verisine sahip ve Palantir bu şekilde tüm dünyanın verisine sahip. Çünkü bu şirket Amerika'ya ait. Ve şirketin başındaki Alex Karp, İsrail yanlısı.

Gerisini açıklamama gerek yok herhalde.


Bize Dönecek Olursak

Türkiye'deki bu ayarsızca yükselen şiddet ve insan katliamını nasıl bitirebiliriz?

Sokakta elini sallayarak gezen, cinayet işlemiş insanlar nasıl temizlenir?

Peki bu cinayet işleyenler sizce bir insan mı, bir hedef mi?


Alex Karp'ı Anlamak

Evet, şimdi Alex Karp'ı daha iyi anlamaya başladık, değil mi?

Gazze'deki veya diğer Müslüman ülkelerdeki insanları neden hedef olarak görüyorlar biliyor musunuz? Çünkü onlara göre onlar yüksek derecede cinayet işleme yüzdesine sahipler.

Bu sistemi korktukları için kurdular.

"Önceden tahmin etmek istiyorlar — bunlar bize ne yapacaklar diye."

Korku onları daha iyi sistemler kurmaya itti.


Korkunun Evrenselliği

Şu an sokağa çıkarken korkuyorsunuz, değil mi?

Çünkü bilmiyorsunuz başınıza ne gelecek. Her an her şey olabilir.

İşte bu düşünce tarzı, Palantir'in doğuş sebebi.

Bu noktada biz Müslümanlar dua etmekten ve kadere inanmaktan başka ne yapıyoruz?


Bu yazı bir cevap değil, bir soru. Rahatsız edici bir soru.